Bağımlıkla Mücadelede En Güçlü Adım: Farkındalık ve Dayanışma
26 Haziran 2026

26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında, Psikiyatri Uzmanı Dr. Güneş Devrim Kıcalı tarafından bilgilendirmeler yapıldı:

Bağımlıkla Mücadelede En Güçlü Adım: Farkındalık  ve Dayanışma

26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü; uyuşturucu kullanımının bireyler, aileler ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmek, önleme, erken müdahale, tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarının önemini vurgulamak amacıyla her yıl değerlendirilen önemli bir farkındalık günüdür.

Madde bağımlılığı; çocukları, gençleri ve yetişkinleri etkileyebilen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bağımlılık bir irade zayıflığı, ahlaki eksiklik ya da kişisel başarısızlık değil; biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri bulunan, tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur.

Madde kullanımının önlenmesinde bireyin yaşı, yaşam koşulları, aile ilişkileri ve çevresel risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir. Çocukluk ve ergenlik döneminde güvenli aile ilişkileri, sağlıklı akran çevresi, eğitimin sürdürülmesi, spor ve sosyal faaliyetlere katılım önemli koruyucu rol oynarken; yetişkinlik döneminde ise iş yaşantısı, ekonomik sorunlar, yalnızlık, yoğun stres, travmatik yaşam olayları  ve ruhsal sorunlar madde kullanım riskini artırabilmektedir.

Ailelerin, öğretmenlerin, iş arkadaşlarının ve toplumun diğer üyelerinin davranış değişikliklerini erken fark edebilmesi büyük önem taşır. İçine kapanma, günlük sorumlulukların aksaması, okul veya iş başarısında düşüş, ani duygu değişimleri, sosyal çevrenin değişmesi ve açıklanamayan maddi sorunlar dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alabilir. Ancak bu belirtiler tek başına madde kullanımını gösterdiği düşünülmemeli; kesin değerlendirme mutlaka sağlık profesyonelleri tarafından yapılmalıdır.

Bağımlılığın tedavisi kişinin ihtiyaçlarına göre bireyselleştirilerek planlanır. Tedavi süreci ; ayaktan takip, yatarak arındırma, ilaç tedavileri, bireysel görüşmeler, aile terapileri, psikososyal müdahaleler ve rehabilitasyon programlarını kapsayabilir. Tedavinin amacı yalnızca madde kullanımını bırakmak değil; ; bireyin fiziksel ve ruhsal sağlığını yeniden kazanmasını, aile ve sosyal ilişkilerini güçlendirmesini, eğitimine veya çalışma yaşamına devam edebilmesini ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesini sağlamaktır.

Madde kullanımına depresyon, kaygı bozuklukları, travma ile ilişkili bozukluklar, dikkat sorunları ve diğer psikiyatrik durumlar eşlik edebilir. Bu nedenle bağımlılık tedavisinde kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarının birlikte ele alındığı bütüncül bir yaklaşım gereklidir.

Bağımlılıkla mücadelede damgalayıcı, suçlayıcı ve dışlayıcı tutumlar yardım arama davranışını zorlaştırabilir. Kişiyi yargılamak yerine dinlemek, desteklemek ve uygun sağlık hizmetlerine yönlendirmek iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Ailenin ve yakın çevrenin tedaviye katılımı, kişinin kendisini yalnız hissetmemesini ve tedaviye devam etmesini destekler.

Uyuşturucu ile mücadele yalnızca madde kullanan bireylerin sorumluluğu değildir. Toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Koruyucu hizmetlerin güçlendirilmesi, tedaviye erişimin kolaylaştırılması, yasa dışı madde ticaretiyle etkin mücadele edilmesi ve toplumda doğru bilginin yaygınlaştırılması ortak sorumluluğumuzdur.

Kendinizde veya bir yakınınızda madde kullanımına ilişkin belirtiler gözlemliyorsanız, bir bağımlılık tedavi merkezine başvurmaktan çekinmeyiniz. Erken başvuru, tedavi başarısını artırır ve madde kullanımına bağlı zararların önlenmesine önemli katkı sağlamaktadır.

**Unutulmamalıdır ki bağımlılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Her yaşta iyileşme mümkündür. Yardım istemek güçsüzlük değil, sağlıklı, güvenli umut dolu bir yaşama doğru atılan en  güçlü adımlardan biridir.**

  • UZMDRGÜNEŞ DEVRİM KICALI